Tarihçi Ayşe Hür'ün anlatimları ile Dumuklu Alevi Hadisesi
Tarihçi Ayşe Hür'ün anlatimları ile Dumuklu Alevi Hadisesi
Bu metin, Ayşe Hür'ün "Tarihin Öteki Yüzü" programında anlattığı 1896 Malatya Akçadağ Dumuklu Alevi Hadisesi üzerine odaklanmıştır. Metnin oluşturulma süreci ve içeriğin detaylı analizi şu şekildedir:
Metnin Oluşturulma Süreci
* Giriş ve Bağlam Oluşturma: Metin, güncel bir olaydan, yani 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı'nın 27. yıl dönümünden yola çıkarak başlar. Bu, okuyucu için bir empati ve tarihsel süreklilik bağı kurmayı amaçlar. Böylece, Sivas gibi yakın ve bilinen bir olayın ardından, daha uzak ve az bilinen bir olaya geçiş yapılır.
* Arka Planın Detaylandırılması: Dumuklu Alevi Hadisesi'nin anlaşılması için II. Abdülhamit dönemi Osmanlı politikaları detaylı bir şekilde açıklanır. Özellikle imparatorluğun kaybettiği toprakları "İslam'ın birleştirici gücüyle" geri kazanma çabası ve halifelik makamının yeniden vurgulanması gibi motifler işlenir. Ermeni meselesi ve iç düşman algısı gibi dönemin önemli konuları, Alevilere yönelik devlet politikalarıyla ilişkilendirilir.
* Alevi ve Kürt Politikalarının İncelenmesi: Abdülhamit'in Hamidiye Alayları aracılığıyla Sünni Kürtlerle ilişkileri güçlendirirken, Kızılbaş Kürtleri nasıl dışladığı ve onları Sünni İslam dairesine çekme çabaları anlatılır. Bu bölümde, Sünni ve Alevi inançları arasındaki farklar ve devletin "terbiye etme" politikaları vurgulanır.
* Dumuklu Alevi Hadisesi'nin Anlatımı: Olayın geçtiği coğrafya (Mamüratül Aziz Vilayeti, Malatya Akçadağ) belirtilir. Dumuklu Alibaba figürü ve onun dini inançları, takipçileri ile olan ilişkisi detaylandırılır. Alibaba'nın inançlarının, Hakikatçiler akımı ve hatta Mazdekçilik ile bağlantıları açıklanır.
* Olayların Gelişimi ve Çatışma: Osmanlı belgeleri ve sözlü tarih anlatıları harmanlanarak olayın gelişimi aktarılır. Alibaba'nın öldürülmesi, müritlerinin tepkisi ve devletin müdahale girişimleri anlatılır. Bölgede yeterli askeri güç olmaması ve Abdülhamit'in sert müdahaleden kaçınma politikası arasındaki çelişki vurgulanır.
* Mezhepsel Çatışmanın Vurgulanması: Olayın sadece devlete karşı bir ayaklanma olmadığı, aynı zamanda mezhepsel bir çatışma boyutu taşıdığına dikkat çekilir. Özellikle Sünni grupların Kızılbaş köylerine saldırıları ve yağmalamalar, bu çatışmanın boyutunu gözler önüne serer.
* Kaynakların Belirtilmesi: Ayşe Hür'ün Yalçın Çakmak ve Mehmet Bayrak gibi değerli akademisyenlerin çalışmalarından yararlandığı belirtilerek metnin bilimsel dayanakları gösterilir.
İçerik Analizi
Bu metin, sadece tek bir olayı anlatmakla kalmaz, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerindeki dini, etnik ve siyasi atmosferini de yansıtır. II. Abdülhamit'in İslamcılık politikalarının farklı inanç grupları üzerindeki etkileri, özellikle Alevilerin yaşadığı baskı ve dışlanma durumu, Dersim olayları gibi diğer tarihi hadiselerle de benzerlikler gösterir. Metin, resmi tarih ile sözlü tarih arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak olaya çok boyutlu bir bakış açısı sunar. Dumuklu Alevi Hadisesi, Osmanlı'nın azınlık ve farklı inanç gruplarıyla olan ilişkilerinde yaşadığı zorlukları ve bu zorlukların zaman zaman kanlı olaylara nasıl dönüştüğünü gösteren önemli bir örnektir.
Programın bağlantısı burada: Tarihin Öteki Yüzü Programı
https://m.youtube.com/watch?v=RJpJCjMiCHY
Program Konuşma Özeti
Özgürüz Radyo'nun Tarihin Öteki Yüzü programında Ayşe Hür, 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı'nın 27. yıl dönümünü anarak başlıyor [00:00]. Ardından, dinleyicileri 124 yıl öncesine, 1896'da Malatya Akçadağ'da yaşanmış daha az bilinen bir Alevi katliamı olan Dumuklu Alevi Hadisesi'ne götürüyor [01:12].
Arka Plan:
* Ayşe Hür, katliamın yaşandığı ortamı anlamak için II. Abdülhamit döneminin iç ve dış politikalarına değiniyor [01:52].
* II. Abdülhamit'in, toprak kayıplarını önlemek ve imparatorluğun sınırlarını genişletmek amacıyla İslam'ın birleştirici gücünü kullanma düşüncesi temel bir motifti [01:57].
* 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Ermeni meselesinin iç düşman algısında önemli bir yer edindiği belirtiliyor [02:31].
* Aleviler ve Kızılbaşlar gibi eski dönemlerden miras kalan farklı inanç grupları da iç düşman algısının unsurları arasındaydı [02:45].
* Abdülhamit'in bu iç düşmanları denetim altına alma politikalarından biri halifelik makamını yeniden vurgulayarak Müslüman unsurları kendi etrafında toplamak ve Sünni İslam birliğini güçlendirmekti [03:00].
* Bu strateji kapsamında tek tip Kuranlar basılıp dağıtıldı, Hicaz güvenliği sağlandı, Arap eyaletlerine yatırımlar yapıldı ve Arap kökenliler önemli görevlere atandı [03:56].
* Şafii Kürtler, Sünni İslam dairesinde oldukları için doğal müttefik kabul edilerek Hamidiye alayları kuruldu [05:04]. Bu durum, Rusya ve İran'a karşı tampon bölge oluşturmanın yanı sıra Ermeni milliyetçiliğinin önünü kesmeyi amaçlıyordu [05:19].
* Kızılbaşlar ise bu birleştirici İslam anlayışının dışında bırakıldı [05:52]. Hamidiye alayları ve aşiret mektepleri aracılığıyla Sünni Kürtlerle ilişkiler geliştirilirken, Kızılbaş Kürtler için Abdülhamit dönemi Ali Şefik Paşa'nın politikaları ve katliamları anlamına geliyordu [06:06].
* Devlet, Sünni inancına göre Kızılbaşlar hakkındaki önyargıları kullanarak bu kesimleri "terbiye etme", inançlarını "düzeltme" ve Sünni İslam dairesine çekme politikaları uyguladı [06:31]. Bu amaçla Kuranlar ve ilmihaller dağıtıldı, Kızılbaş bölgelerinde okullar açıldı ve Sünni hocalar gönderildi [07:00].
* Ermeni endişesi ve Kızılbaşların kendi içsel dinamikleri de Abdülhamit'i bu konuda daha sıkı durmaya itiyordu [07:41].
Dumuklu Alevi Hadisesi:
* Ayşe Hür, olayı Osmanlı arşiv belgelerinden aktaran Yalçın Çakmak'ın ve Mehmet Bayrak'ın çalışmalarından yararlanıyor [08:35].
* Dumuklu, o dönemki adıyla Mamüratül Aziz (Elazığ) vilayetinin Malatya sancağına bağlı Akçadağ kazasının bir köyüydü [09:46].
* Bölgenin etnik ve dinsel dokusuna dair 19. yüzyıl gezginlerinin gözlemlerine değiniliyor [10:34]. Fransız gezgin Pérot'un Malatya çevresindeki bir Kızılbaş katliamına dair aktardıkları paylaşılıyor [11:01].
* Dumuklu köyünde yaşayan ve Mordoğan oymağından olan Alibaba adlı bir şahsın hikayesi anlatılıyor [14:26]. Alibaba'nın dinsel inançlarına bağlı, suskun ve ermiş olarak görülen bir kişi olduğu belirtiliyor [14:42].
* Alibaba'nın altın, para gibi şeyleri put olarak gördüğü ve bu inancını takipçileriyle paylaştığı aktarılıyor [15:33].
* Alibaba'nın inançlarının, Dersim'deki Baba Mansur ocağından kopan ve farklı ritüellere sahip Hakikatçiler akımıyla ilişkili olduğu düşünülüyor [15:59]. Hakikatçilerin mal ortaklığını savundukları ve bazı Kızılbaş ve Bektaşi ritüellerine karşı çıktıkları ifade ediliyor [16:45].
* Hakikatçilik anlayışının, bazı Osmanlı aydınları tarafından "kafir işi" olarak görülen Mazdekçilik ile ilişkili olabileceği belirtiliyor [18:10].
* Sözlü tarihte Hakikatçiler içinde Ali adında idam edilmiş bir şahsın olduğu ve Dumuklu Ali Baba ile aynı kişi ya da etkileşimde bulunmuş kişiler olabileceği ihtimali dile getiriliyor [19:46].
* Dumuklu Ali Baba'nın zamanla peygamberliğe doğru bir yol aldığı ve inançlarının Sünni itikadından farklı olduğu için misyonerler tarafından Protestanlığa yakın görüldüğü aktarılıyor [20:21].
* Osmanlı belgelerine göre Dumuklu Ali, 1896 başında öldürülüyor ve cemaatinin diğer üyeleri de kutsal sayılan kişilerin adlarını taşıyor [21:09]. Bu kişilerin Ali'den aldıkları güçle bir etki alanı yaratmaya çalıştıkları belirtiliyor [21:36].
* Bu durum, yöredeki bazı unsurları ve merkezi yönetimi rahatsız ediyor [22:00].
* Hakikatçiler arasında Serhatoğlu Karo (Garo) adlı bir Ermeni'nin olduğunun fark edilmesi, merkezin olaya daha fazla ilgi göstermesine neden oluyor [22:41].
* Önce topluluğun dağıtılması için girişimlerde bulunuluyor ancak bölgede yeterli askeri güç olmadığı için Jandarma yüzbaşısı ve az sayıda süvari gönderiliyor [23:01].
* Dumuklu Ali Baba'nın müritleri bu müdahaleye karşı koyuyor [23:34].
* Abdülhamit'in toplumsal olaylarda sert müdahaleden kaçınma politikası nedeniyle yerel yöneticiler arasında nasıl bir yöntem izleneceği konusunda görüşmeler yapılıyor [24:12].
* Resmi belgelere göre Dumuklu Kızılbaşlar gece askerlerin kaldığı eve baskın yapıyor, bir zaptiyeyi öldürüyor ve askerleri yaralayıp rehin alıyor [25:11].
* Sözlü tarihe göre ise bu olayın duyulması üzerine çevre köylerdeki Kızılbaşlar Dumuklu'da toplanıyor [25:49].
* Devletin müdahalesinin sert olabileceği yönündeki tarihsel tecrübeler nedeniyle her iki taraf da gergin bir bekleyiş içinde oluyor [26:15].
* Dumuklu köyünün küçük olmasına rağmen Ali Baba ocağının merkezi olması ve müritlerinin etkisiyle önemli bir gücün toplanabileceği düşünülüyor [26:42].
* Olaylara mezhepsel bir çatışmanın dahil olduğu belirtiliyor ve bunun devletin kışkırtması mı yoksa doğal bir sonuç mu olduğu sorusu ortaya atılıyor [27:27].
* Olayın tanıklarından birinin anlatımına göre, Malatya idare meclisi üyesi Hacızade Abdullah Ağa'nın Malatya Ermenilerine saldırmaya davet eden bir mektup gönderdiği ancak dikkate alınmadığı aktarılıyor [28:04].
* Bir süre sonra Hacı Mehmet ve taraftarlarının çevre köylerden topladıkları 3000 kişiyle birlikte 25 Kızılbaş köyüne saldırdıkları, yağmalama yaptıkları ve insanları alıkoydukları belirtiliyor [29:12].
* Saldırılan köylerdeki insanların Kızılbaş Kürtler olduğu vurgulanıyor.
Ali Arı
Yorumlar
Yorum Gönder
"Metinler size hangi kapıları açtı? Düşüncelerinizi, eleştirilerinizi ve gönül aynanızda yansıyanları bizimle paylaşın. Her yorum, hakikat yolculuğumuza bir izdir."